BADEMCİK AMELİYATI

Ayazağa Derman Tıp Merkezi - Bademcik

Bademcikler ağız içerisinde dil kökünün her iki yanına yerleşmiş lenf dokusudur. Geniz eti ise burun arkasındaki boşlukta yerleşmiş lenf dokusudur.

Bulundukları yer nedeniyle büyümeleri halinde boğazın çapını daraltarak horlamaya ve daha ileri durumlarda uykuda nefes tıkanması ve durmasına neden olabilir.

Özellikle çocuklarda yapısal olarak daha dar olan hava yolunu tıkayan en önemli sebep geniz eti ve bademciklerdir. Uyku sırasında gevşeyen boğaz etrafındaki kaslar zaten dar olan hava yolunun tamamen kapanmasına sebep olabilir.

Çocuklarda horlama, yatakta sık yer değiştirme, huzursuz ve yetersiz uyku, gece terlemesi, diş gıcırdatması gibi belirtilerle ortaya çıkan bu durum büyüme ve gelişmede geri kalmaya, saldırganlık, huysuzluk gibi kişilik değişikliklerine, öğrenme güçlüklerine, diş yapısında bozukluklara ve sık tekrarlayan diş çürüklerine, yüzde büyüme ve şekil bozukluklarına yol açabilir.

Uykuda nefes alma güçlüğü yaşayan çocuklarda geniz eti dokusunun alınması, sık iltihaplanıyorsa bademcik dokusunun alınması ve ya iltihaplanmayan bir yapıdaysa da çeşitli teknolojik yöntemlerle küçültülmesi dünyada yaygın olarak kabul gören tedavi yaklaşımlarıdır.

Çocuklarda ameliyat sonrasında erken dönemde rahatlama gözlenir, davranışlarda ilk altı aylık süreç sonunda gelişme ve büyümelerinde olumlu değişiklikler görülür.

Bu ameliyatlarla havayolu önemli ölçüde genişletilir, ameliyat sonrası ilk günlerde ağrı nedeniyle çocuğun gıda alımı azalabilir, Ebeveynlerin ilgisine daha fazla ihtiyaç duyulabilir.

Bademcik (Tonsil)

Bademcikler ağız içerisinde dil kökünün her iki yanına yerleşmiş oval, badem şeklinde lenf dokularıdır. Bademcikler vücudun enfeksiyonlar ile mücadelesinde rol oynuyorlar.

Operasyon

Toksillektomi (bademcik ameliyatı) sıklıkla genel anestezi altında uygulanmaktadır. Bu tür bir ameliyatta hasta operasyon süresince tamamen uyutulur ve hiçbir ağrı hissetmezler.

Bademcik ameliyatı genelde yarım saat sürer. Operasyonun seyrine göre hasta bir gece gözlem altında kalabilir ve ya aynı gece evine gönderilebilir.

Anestezik maddenin etkisi başladığında ağzın operasyon süresince açık kalmasını sağlayan bir alet uygulanır. Bu şekilde cerrah rahatlıkla bademcikleri görebilir ve ameliyatı uygulayabilir.

Ciltte kesi yapılması gerekmektedir.

Bademcikleri yerinden almanın birkaç değişik yöntemi vardır.

Klasik Yöntem

Bademcikler alttaki kas tabakasından mekanik aletlerle ayrılır. Eskiden beri kullanılan, alışılmış bir yöntemdir ve bademcikler tümüyle çıkarılır.

Radyofrekans Yöntemi

Radyofrekans enerjisi veren cihaza bağlı iğne bademciklere batırılır. Bu iğne yoluyla verilen radyofrekans enerjisi bademciklerin büzüşmesine ve boyut olarak küçülmesine neden olur. Erişkinlerde ve büyük çocuklarda bu yöntem genel anestezi verilmeden de uygulanabilir. Uygulama sonrasında ağrı daha az görülür ve normal yemek alışkanlıklarına dönüş kolaylaşır. Hastalıklı olmayan ancak büyük olan bademciklerin çıkarılmayıp sadece küçültülmesi amaca uygun tedavi sağlar.

Operasyon sonrası

Ameliyat sonrası anestezik maddenin etkisi geçtikçe boğazda veya kulakta veya her ikisinde birden ağrı hissedilebilir. Çene kapanması ve açılması ile ağrı oluşabilir. Ağrı kesicilerin verilmesi bu dönemde çok faydalı olacaktır.

 

On iki saat kadar sonra, bademciklerin alındığı yerde beyaz veya sarımsı bir zar tabaka oluşacaktır. Bu endişe duyulacak bir durum değildir ve bir enfeksiyon belirtisi de değildir. Bu sadece yara yerinde oluşan yara iyileşmesi gösteren normal bir görünümdür.

Hastaların hemen ameliyat sonrasında sıvı almaya başlamaları tavsiye edilmelidir. Su veya meyve suları önerilmelidir.

Geniz Eti (Adenoid)

Burnun arkasında geniz bölgesinin (apne) gibi şikâyetler izlenebilir. Aynı zamanda sık tekrarlayan geniz eti enfeksiyonları geniz bölgesinin iki yanına açılan ve orta kulak basıncının eşitlenmesini sağlayan Östaki kanalının fonksiyonlarını bozarak orta kulakta negatif basınç ve sıvı toplanmasına (efüzyonluotitismedia) veya tekrarlayan orta kulak iltihaplarına (akut otitismedia) neden olabilir.

Yılda 5 ve üzerinde antibiyotik tedavisi gerektiren geniz eti enfeksiyonu hikâyesi

Tedaviye dirençli geniz eti iltihabı (adenoidit)

Orta kulak hastalıkları (Adenoid büyümesi ile beraber ya da bariz büyüme olmadan)

Orta kulakta tedaviye cevap vermeyen sıvı birikimi (Efüzyonlu kronikmotitismedia)

Sık orta kulak iltihabı

Kulak zarında delik olup kesilmediği hastalar

Tedaviye cevap veremeyen kronik sinüzit

Tıkanma – Obstrüksiyona bağlı nedenler;

Aşırı horlama ve uykuda sürekli ağız solunumu

Obstrüktifapne Sendromu

Adenoidhipertofisi ile beraber

Kronik akciğer hastalığı, gelişme geriliği, konuşma bozukluğu

Oklüzyon bozukluğu ve ağız solunumuna bağlı diş problemleri

Yüz kemiklerinde gelişme bozukluğu,

Olarak sıralanabilir.

Özellikle tekrarlayan enfeksiyonlara bağlı ameliyat kararı verirken hastaların genel durumu, enfeksiyonların günlük hayatı, iş ve okul hayatını etkileme derecesi, alerjinin varlığı, tanının mevsiminde bu enfeksiyonlar belirgin olarak azalmakta olduğundan ilkbahar aylarında tanı konulan hastalarda son bahara kadar beklemek bu süreçte vücut savunma sistemini güçlendirerek aşı ve tedavilerin uygulanması, varsa alerjinin kontrol altına alınması tercih edilir.

Operasyon

Geniz eti genellikle 1 yaştan sonra büyümeye başlamakta ve 10 yaşından sonra giderek küçülerek 13-15 yaşlarından sonra çoğu hastada muayenede izlenmektedir. Özellikle çocuğun kreşe ya da okula ilk başladığı yıllarda sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi sonucunda geniz eti de bu dönemlerde hızla büyümekte ve uykuda daha belirgin olmak üzere burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, horlama ve bademciklerin de çok büyük olduğu hastalarda daha sık olarak tıkayıcı uyku apnesine neden olabilmektedir.

Adenoid dokusu genizde enfeksiyon odağı olarak rol oynayarak östaki kanalı fonksiyonlarının etkilenmesi ile orta kulak problemlerine ve sinüslerin normal havalanmasını ve drenajını bozarak kronik sinüs enfeksiyonlarına yol açabilmektedir. Sürekli ağız solunumunun diğer sakıncaları ise diş sağlığı ve yüz kemiklerinin gelişimi üzerindeki olumsuz sonuçları ve yetersiz oksijen alımına bağlı olarak büyüme, gelişme ve zihinsel fonksiyonlar üzerindeki negatif etkileridir.

Bademciklerden farklı olarak vücut savunma sistemi gelişimi üzerinde belirgin katkısı gösterilmemiş olan adenoid dokusunun büyümesini takiben enfeksiyonlara yönelik verilen tedavilere rağmen burun solunumunun sağlanmadığı durumlarda yaşa bakılmaksızın alınması tercih edilmektedir. Kapsülsüz bir yapı olan genizde bir miktar doku kalmaktadır. Bu nedenle çok küçük yaşlarda ameliyat edilen hastalarda nadir de olsa ilerleyen yıllarda tekrar ameliyat gerekliliği olabilmektedir.

Operasyon sonrası

Ameliyat sonrası 2-3 günlük dönemde tükürükle karışık pembe renkli hafif kanama olabilir. Taze kırmızı kan ve kanlı kusma olursa doktorunuza haber veriniz.

Aynı ameliyat sırasında kulak zarına tüp tatbiki ya da zarın çizilmesi (Parasentez) işlemi yapılan hastalarda işlem yapılan kulaktan hafif kanlı ve az miktarda akıntı ilk günlerde olabilir, bol miktarda, sarı yeşil renkte ya da uzun süreli akıntı olursa doktorunuza haber veriniz.

Ameliyat sonrasında kulağa vuran hafif ağrı olabilir. Genellikle basit ağrı kesicilere cevap verir.

Ameliyattan sonraki ilk 3-4 saatlik sürede hasta tam olarak anestezi etkisinden çıkamadığı için yemesi ve içmesi yasaktır. Ne zaman ağız yolu ile gıda alacağınızı hemşireniz size bildirecektir.

Genel olarak bol miktarda ılık su içilmeli, yumuşak, ılık ve tahriş etmeyen gıdalar alınmalıdır. Ameliyat günü ve ameliyat sonrası 1. gün: Oda sıcaklığında yoğurt, nişasta peltesi, püre, makarna, puding gibi yumuşak gıdalar tercih edilmelidir.

2. günden sonra tahriş edici ve çok sıcak olmamak kaydı ile normal diyete başlanabilir.

Kulak tüpü-Ventilasyon Tüpü

Burnun arkasında, genizin iki tarafına açılan östaki kanalları orta kulaklarda basıncın dış ortam hava basıncı ile eşitlenmesini ve havalanmayı sağlamaktadır. Östaki kanalının farklı nedenlerle oluşan fonkisyon bozuklukları sonucunda orta kulaktaki havanın orta kulağı ve mastoidselülleri (kulak kemiğindeki hava hücreleri) döşeyen mukoza tarafından emilmesi sonucunda orta kulakta negatif basınç oluşmaktadır. Fonksiyon bozukluğunun kısa sürmesi oluşan negatif basınca bağlı dokulardaki sıvının orta kulak boşluğunda toplanmasına (sekretuarotitismedia) yol açarken problemin kronikleşmesi durumunda orta kulak mukozasında artan mukus salgı bezlerine bağlı olarak kulak zarının orta kulağa doğru çekilmesi zarda çökme ve uzun dönemde zarın orta kulaktaki işitme kemikçiklerine ve orta kulak tabanına yapışması ile sonuçlanabilmektedir. (Adezivotit)

Bu komplikasyonların zamanında fark edilerek düzeltilmemesi kalıcı işitme kayıplarına ya da ciddi orta kulak enfeksiyonlarına neden olabilirken serözotit aşamasından itibaren oluşan iletim tipi işitme kaybı özellikle gelişme çağındaki çocuklarda konuşma ve zihinsel gelişme üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.

Uygun içerik ve sürede verilen tıbbi tedavilere karşın orta kulaktaki negatif basınç ve sıvı birikiminde olumlu gelişme saptanmayan hastalarda orta kulaktaki negatif hava basıncını engellemek için kulak zarına delik açarak havanın dış ortamdan gelmesini sağlamak gerekmektedir. Cerrahi olarak açılan bu delikler genellikle 7-10 gün içerisinde iyileşerek kapanmakta ve bu sürenin mukozadaki hastalığın düzelmesi için yeterli olmadığı durumlarda problem tekrarlamaktadır.

Özellikle 3 aydan uzun düren kronik sıvı birikimlerinde ve biriken sıvı kıvamının koyu olduğu durumlarda zara açılan deliğe ventilasyon tüpü yerleştirilerek havalanmanın yeterli sürede sağlanması gereklidir. Bu işlemi takiben zardaki çökme düzelmekte (yapışma oluşmayan kulaklarda) ve işitme kaybı hızla normale dönmektedir. Ek olarak geniz eti ve (alınması gerekiyorsa) bademciklerin aynı ameliyatta alınması tedavinin uzun dönem başarısı için olumlu etki yapmaktadır.

Ameliyatın yapıldığı mevsim, hastanın, kulağın ve orta kulakta biriken sıvının özellikleri göz önüne alınarak kendiliğinden düşen ya da doktor alana kadar zar üzerinde kalan tüp tiplerinden biri tercih edilebilmektedir.

Kulak zarına havalandırma tüpü uygulanması çocuklara genel anestezi altında yapılmaktadır. Yaklaşık 10 dakikalık bir ameliyatla ( sadece tüp tatbiki için) mikroskop altında konulan tüpler kulak zarında genellikle 6-12 ay kalmakta ve sonra kendiliğinden düşmekte ya da doktor tarafından alınmaktadır.

4-6 Aylık süreyi doldurduktan sonra düşmeyen tüplerin alınması için genellikle ilkbaharın son dönemleri tercih edilmektedir. Tüpler alındıktan sonra zarlardaki delikler 2-3 hafta içinde kapanmakta yaz döneminde enfeksiyonların azalması nedeni ile hastalığın tekrarlama ihtimali azalırken hastanın kulak koruma ihtiyacının kalkması yaşam kalitesini arttırmaktadır. 6 Aylık dönemi yaz sonuna denk gelen hastalarda tüplerin çıkartılması için bir sonraki ilkbahar döneminin beklenmesi tercih edilebilir.

Bu tedavilerle hastaların büyük bölümü tam olarak iyileşmekte, nadiren tekrarlayan tüp uygulamaları ya da kalıcı tüp tatbiki gerekebilmektedir. Özellikle tekrarlayan serözotit şikâyeti olan çocuklarda alerji ve immün sistem fonksiyonları değerlendirilmelidir. Östaki fonksiyonu düzelmeyen hastalarda tüplerin uzun yıllar kulakta kalması gerekebilmektedir. Bu tip hastalar için üretilmiş farklı tüp tipleri mevcuttur.

Kulak zarına tüp takılmış çocukların suyun temiz olduğu bölgelerde, dalış yapmadıkları sürece denize girmelerinde genellikle bir sakınca yoktur. Özellikle yüzme havuzlarında ve sabunlu su ile duş ya da banyo yaparken vazelinli pamuk ya da uygun bir kulak tıkacı ile dış kulak yolu kapatılarak suyun dış kulak kanalı yolu ile tüpten orta kulağa girmesi önlenmelidir. Su kaçmasına bağlı enfeksiyon ve akıntı olması durumunda ağızdan ve kulak yolu ile verilen uygun antibiyotiklerle hastalık kolayca kontrol altına alınabilmektedir.